2001 / 32'08"

Doğan ailesinin büyük oğlu Coşkun, üniversite 2. sınıftayken politik görüşleri nedeniyle tutuklanır ve 9,5 yıl cezaevinde kalır. Coşkun'un cezavine girmesiyle, Doğan ailesinin hayatındaki parçalanma ve değişim başlar. Bütün hayaller kırılmıştır. Günlük yaşmaları içinde geçmişe dönüp bakan aile bireyleri için tek sevinç kaynağı Coşkun'un köye gelmesi, ailesiyle yeniden buluşmasıdır.

  • 14. Ankara Uluslararası Film Festivali Belgesel Film Yarışması Amatör Dalı birincilik ödülü, 2002
  • IDFA – 15. Uluslararası Belgesel Film Festivali, İlk Görünüş bölümü finalisti, Amsterdam, Hollanda, 2002 [ detaylar ]
  • 24. Cinema du Reel Etnografik ve Sosyolojik Filmler Festivali finalisti, 2002
  • 44. Uluslararası Leipzig Belgesel ve Kurmaca Film Yarışması finalisti, 2001
  • Uluslararası Üç Kıta Belgesel Film Festivali, Buenos Aires, Arjantin, 2002
  • Maltepe Üniversitesi 2. Üniversitelerarası Öğrenci Yarışması, Belgesel Dalı ikincilik ödülü, 2002

filmi izlemek için tıklayınız.

2004 (28'10")

Çocuklarının yanından ayrılmak istemediği için İstanbul’da kalmak isteyen yaşlı bir kadın ve köyüne dönmek isteyen kocası... Adam ancak köyünde mutludur kadın ise çocuklarının yanında. Kadın köye gittiğinde hep çocuklarının özlemiyle yaşar. Kocasını İstanbul’da kalmaya ikna etmeye çalışan kadın, köye gitmek zorunda kalınca da çocukları telefon ettiğinde, onları köye gelmeye ikna etmeye çalışır. Gündelik yaşamları durağanlık içindedir. Etraflarındaki birkaç yaşlı çift için de durum aynıdır. Kadın için telefon bir mutluluk kaynağıdır.

  • 27. Cinema du reel Belgesel Film Festivali Yarışma Filmi, 2005
  • 1. Docusur Belgesel Film Festivali Yarışma Filmi
  • 5. Altın Safran Belgesel Film Festivali Mansiyon Ödülü
  • 17. Ankara Uluslararası Film Festivali, Belgesel Bölümü Yarışma Filmi
  • 43. Antalya Altın Portakal Film Festivali, Belgesel Bölümü Yarışma Filmi

2004 (46')

Bu belgesel film 2006 yılında da devam etmekte olan ölüm oruçları üzerinedir. Türkiye’de 1996 yılında yaşanan ve 69 gün süren ilk ölüm orucu 12 kişinin ölümüyle sona erdi. Bu ölüm orucu politik mahkumların F tipi denilen hücre hapishanelerinin açılmasına karşı gerçekleşti ve devletin geri adım atması üzerine sona erdi.

Ancak 2000 yılında F tipi cezaevleri yeniden gündeme getirildiğinde ölüm orucu yeniden başladı. Bunun üzerine devlet 19 Aralık 2000 yılında cezaevlerine operasyon düzenleyerek politik mahkumları zorla F tipi cezaevlerine naklet. Ancak ölüm orucu eylemi hala sürmektedir.

Belgesel cezaeviyle ilgili üç hikayeyi bir araya getirir:
Özçelik Ailesinin iki oğlu da F tipi cezaevindedir. Aynı hücrede kalan Savaş ve Barış 1996’daki ölüm orucuna katılmış ve ölümden dönmüştür. Anne ve baba onların yeniden ölüm orucuna katılmasından endişe duymaktadır.

Ali Yalçın, 1996 yılındaki ölüm orucundan büyük hasarlar alarak çıkmıştır. Eğer ölüm orucu 69. günde bitmeseydi, Ali Yalçın belki hayatta olmayacaktı. Ölüm Orucu yüzünden açlığa bağlı olarak gelişen Wernike-Korsakof hastalığı onun beyninde kalıcı hasarlar bırakmıştır. Oğluyla birlikte ablasının yanında kalan Ali Yalçın ilaç tedavisini de reddetmektedir.

Yusuf ise ölüm orucunun 330. gününde Ankara’da ölür. Annesi ve kardeşi onu memleketine götürmek için Ankara’dadır. Yusuf’un cenazesi İskenderun’a ulaşır ve ölüm orucunun insan bedeninde nelere yol açtığı filmin son noktasıdır.

Ölüm orucu 2006 yılının aralık ayında hala sürmektedir. 123 kişi bu yüzden hayatını kaybetmiştir. Devlet tutukluların taleplerine karşı duyarsızlığını sürdürmektedir.

2006 (36')

Alevilerin ve Sünnilerin bir arada yaşadığı bir köy üzerinden toplumsal ayrışmaya bir cevap bulma yolculuğudur. Hasan Dede köyün tarihini anlatırken aslında Türkiye’deki inançlara gösterilen saygının azaldığına işaret eder. Köylüler birlikte yaşamaktan mutlu olduğunu söylese de tarih boyunca bu mutluluğun giderek azaldığı Hasan Dede’nin anlattıklarından anlaşılır.

  • 18. Ankara Film Festivali, Gösterim

 

 

 

* Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğü'nün katkılarıyla...