Taş

Selim 15 yaşındayken nedenini kendisinin de bilmediği bir şekilde tüm geçmişini unutmuştur. Onu bulanlar tarafından bir yetiştirme yurduna yerleştirilir.
Selim yurttan ayrıldıktan yıllar sonra tesadüfen bir köye yolu düşer. Ama bu kez de yaralıdır. Zeliha (50), kapıda yatan kişinin, yıllar önce kaybolan oğlu Hasan olduğuna inanır. Gelenin Hasan olduğuna öyle emindir ki, Kocası Ekber’i (55) ve kızı Suna’yı ikna etmeye çalışır.
İyileşip uyandığında hayatını kurtaran bu insanları tanımadığı ortaya çıkar. Suna onun bir yabancı olduğunu anlar. Zeliha ise oğlunun yüzündeki yarayı ve konuşma bozukluğunu sebep göstererek, bu kişinin Hasan olduğunda ısrar eder. Oğlunun kaybolduğu günkü kaza söylentilerini hatırlatır. Gelen adamın gözleri ve elleri Hasan’ınkilerin aynısıdır.
Zeliha oğlunun kaybolmasını ve şu anda kendilerini tanımamasını, Ekber’in işlediği bir günaha bağlar. Ekber yıllar önce hazine ararken, bütün köyün kutsal saydığı duvarın altını kazmıştır.
Selim bir yandan yeniden bir evi ve ailesi olmasını isterken diğer taraftan bu bilmediği yaşamdan korkar.